مَالَ
Eğdi, büktü, meyletti, gönül verdi, (...e doğru, ...in üzerine) eğildi, hamle yaptı
1/16

إِلَى : ...e doğru eğildi

عَلَى : ...in üzerine eğildi

Muzari
:
يَمِيلُ
Mastar
:
مَيْلٌ ج مُيُولٌ،أَمْيَالٌ
(Eğim, eğilim, sapma, meyil)
İsm-i Fail
:
مَاىِٔلٌ
(Eyimli, meyilli)
İsm-i Mübalağa
:
مَيَّالٌ
(Eğilimi bulunan, eğilimli, ..den yana)
مالت براسها الى الوراء
Kafasını geriye doğru çekti.
راى الاغنياء ان بعض الناس يميلون الى صالح فخافوا على رياستهم
Zenginler, bazı kimselerin Salih (a.s.)'ı doğruladıklarını görünce mevkilerinin ellerinden gitmesinden korktular.
لديه ميل كبير للقراءة
Okumaya büyük bir eğilimi var.
لا يظهر أي ميل للرياضة
Spora herhangi bir ilgi göstermiyor.