وَدَّ
Sevdi, (...olmasını, ...yapmayı) diledi, istedi
1/25
Muzari
:
يَوَدُّ
Mastar
:
وُدٌّ
(Sevgi)
Masdar-ı Mimî
:
مَوَدَّةٌ
(Sevgi, dostluk, muhabbet)
İsm-i Mübalağa
:
وَدُودٌ
(Çok seven, düşkün)
اود تناول البيض على الفطور
Kahvaltıda yumurta istiyorum.
((يرحم الله موسى لوددنا لو صبر حتى يقص علينا من امرهما))
Allah Musa'ya rahmet etsin, isterdik ki işleri bize anlatıncaya kadar sabretsin.
يود أن يقضي أكثر وقت مع عائلته
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmeyi diliyor.
تودت أن تكون هناك في ذلك الحفل
O etkinlikte orada olmayı diledi.
الإنسان يحتاج إلى المودة والاهتمام ليعيش حياة سعيدة
İnsan, mutlu bir hayat yaşamak için sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyar.
بين الاخوة يجب أن تكون هناك مودة وتعاون
Kardeşler arasında sevgi ve yardımlaşma olmalıdır.