وَضَعَ
Koydu, (çocuğu) doğurdu, yük olmaktan çıkardı, küçük düşürdü, çıkardı, kurdu, uydurdu
1/20
Muzari
:
يَضَعُ
Mastar
:
وَضْعٌ ج أَوْضَاعٌ
(Sonuç, durum, (çocuk) doğumu)
İsm-i Mef'ul
:
مَوْضُوعٌ ج مَوْضُوعَاتٌ،مَوَاضِيعُ
(Mevzu, konu, uydurma, konulmuş)
İsm-i Mek/Zam
:
مَوْضِعٌ ج مَوَاضِعُ
(Yer, mekan, durum, seviye)
İsm-i Mensub
:
وَضْعِيَّةٌ
(Durum, vaziyet)
İsm-i Mübalağa
:
وَضِيعٌ ج وُضَاعَةٌ
(Alçak, aşağı, seviyesiz)
اراه موضع الخرق
Ona deliğin yerini gösterdi.
ما هو الوضع؟
Nedir durum?
لا تضعيني بموقف اصعب
Beni daha fazla zor duruma düşürme.
اريد ان اتحدث اليك في موضوع مهم
Seninle mühim bir mevzuda konuşmak istiyorum.
عرف ان قصة الذىب قصة موضوعة
Kurt hikayesinin uydurma bir hikaye olduğunu anladı.