أَقَامَ
İkame etti, ikamet etti, kamet getirdi, gerçekleştirdi, düzeltti, ayağa kaldırdı, yerine getirdi
1/19
Muzari
:
يُقِيمُ
Mastar
:
إِقَامَةٌ
(İkamet, yerleşim)
İsm-i Fail
:
مُقِيمٌ
(İkame eden, kalıcı, devamlı, daimi, yerleşik)
İsm-i Mef'ul
:
مُقَامٌ
(İkamet edilen, kalacak yer)
اقم الصلاة
Namazı kıl.
انا من اليابان، ولكني اقيم الان في المانيا
Ben Japonyalıyım, ancak şimdi Almaya'da ikamet etmekteyim (yaşamaktayım).
نسال الله تعالى ان يجعل الجنة مقامنا
Cenneti bize kalacak yer kılması için Allah'a dua ediyoruz.
دخلنا المسجد والموذن يقيم
Camiye girdiğimizde imam kamet getiriyordu.
اقامت كلية البنات الحفل السنوي في اخر العام
Kız fakültesi, sene sonunda yıllık töreni gerçekleştirdi.
قام بيده فاقامه
Onu eliyle düzeltti.
اقيم الصلاة
Namazı kıldım.