مَكَانٌ
(İsim)
Mekan, yer, konum, ...in yerine
1/7
Müzekker Çoğul
:
أَمْكِنَةٌ،أَمَاكِنُ
ارميت القمامة في مكانها؟
Çöpü yerine attın mı?
اعتذر الحاكم لعدم وجود مكان خال لهذه الوظيفة
Hakim bu görev için boş konum bulunmamasından ötürü özür diledi.
لو كان احد مكان يوسف في السجن وجاءه رسول الملك
Yusuf'un yerinde hapishanede bir başkası olsaydı ve hükümdarın elçisi ona gelseydi.
كان يظنوا انهم من الخوف والموت بمكان امن
Kendilerini korku ve ölümden emin bir yerde sanıyorlardı.
أخذت مكانك في الصف
Sıradaki yerini aldım.
هل تعرف مكان المطعم القريب؟
Yakındaki restoranın konumunu biliyor musun?