فَصَلَ
Kovdu, kesti, sütten kesti, ayırdı, terketti, ayrıldı
1/1
Muzari
:
يَفْصِلُ
Mastar
:
فَصْلٌ،فُصُولٌ،فِصَالٌ
(Ayırma, ayrılma, kesme, karar)
İsm-i Fail
:
فَاصِلٌ
(Ayırıcı, ayraç, kesinti, mola)
İsm-i Mef'ul
:
مَفْصُولٌ
(Kovulan)
لا يفصل بعضهما عن بعض الا كومة من الحجارة
Birbirinden sadece taş yığını ile ayrılıyorlardı.
القول الفصل
Son söz, son karar
يتم فصل المواد الخام عن المواد الصالحة للاستهلاك في المصانع
Fabrikalarda, ham maddelerin tüketim için uygun olanlarından ayırmak için ayrıştırma yapılır.