أَحَاطَ
İyi bildi, kavradı, kuşattı
1/1

Genellikle بِ harfi-ceri ile birlikte kullanılır.

Muzari
:
يُحِيطُ
Mastar
:
إِحَاطَةٌ
İsm-i Fail
:
مُحِيطٌ
(Kuşatan, kapsamlı bilgisi olan)
اذا دخلت في المكتبة احاط بك العلم يمينا وشمالا
Kütüphaneye girince ilim seni sağdan ve soldan kuşatır.
الجدار العالي أحاط بالقصر لحمايته من الهجوم
Yüksek duvar, saldırılardan korunmak için sarayı kuşatmıştı.
الغابة الكبيرة تحيط بالقرية من جميع الجهات
Büyük orman köyü her taraftan kuşatıyor.
المدينة القديمة محيطة بأسوار تاريخية
Eski şehir tarihi surlarla çevrili.