بَعُِدَ
Uzak oldu, uzak durdu, uzaklaştı
1/1
Muzari
:
يَبْعُدُ
Mastar
:
بُعْدٌ
(Uzaklık, mesafe)
İsm-i Mübalağa
:
بَعِيدٌ
(Uzak, sapa, imkansız)
انتظر حتى بعدت امه
Annesi uzaklaşana kadar bekledi.
شاهد عن بعد كلبا
Uzaktan bir köpek gördü.
ما كان يريد ان يبعد عنه
Ondan uzak kalmak istemiyordu.
الصديق القديم يعيش في بلد بعيد
Eski arkadaş uzak bir ülkede yaşıyor.