نَظَرَ
Baktı, gözledi
1/1
Muzari
:
يَنْظُرُ
Mastar
:
نَظَرٌ ج أَنْظَارٌ
(Bakış, nazar)
İsm-i Fail
:
نَاظِرٌ
(Yönetici, bakan)
İsm-i Mef'ul
:
مَنْظُورٌ
(Bakılan, görülen, perspektif)
İsm-i Mek/Zam
:
مَنْظَرٌ
(Manzara, görünüş, görüntü)
İsm-i Alet
:
مِنْظَارٌ
(Dürbün, teleskop)
İsm-i Mensub
:
نَظَرِيٌّ،نَظَرِيَّةٌ
(Bakış ile ilgili, kuramsal, teorik, kuram, teori, görüş)
لم يقدم لينظر ماذا يفعل
Ne yapacağını görmek için vermedi.
ما اجمل واحسن منظر الحديقة
Bahçenin görünümü ne kadar iyi, ne kadar güzel!
صاروا ينظرون اليهم بغير ما كانوا ينظرون الى اباىهم
Onları artık babaları gibi görmüyorlardı.
نظرية النسبية
İzafiyet teorisi, görelilik teorisi