Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
BENÎ KURAYZA SEFERİ
Konu
:
Benî Kureyza Gazâsı
Kayıt No
:
7563
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Saîd-i Hudrî
Rivâyete göre şöyle demiştir: Kureyza halkı Sa'd İbn-i Muâz'ın hükmüne boyun eğdi de Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Sa'd'a haber gönderdi. Sa'd, bir merkeb üzerinde geldi. Mescide yaklaşınca Resûlullah Ensâr'a: - Haydi ulunuza ayağa kalkınız (istikbâl edip indiriniz!). Sonra Resûlullah Sa'd'a: Şunlar (Benî Kureyza) senin hükmüne râzı oldular! buyurdu. Sa'd da: - Bunların harb edenleri öldürülür, kadınları ve çocukları da esîr edilmelidir! dedi. Bunun üzerine Resûlullah: - Ey Sa'd, Azîz ve Celîl olan Allah'ın hükmüne uygun hükmettin! buyurdu. Râvî (Hükmu'llah yerinde) çok defa Hükmü'l-Melik diye rivâyet etmiştir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
BENÎ KURAYZA SEFERİ
Konu
:
Cephede namaz;Korku namazı;Zâtü'r-Rika' Gazâsı
Kayıt No
:
7564
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Câbir b. Abdullâh
Rivâyete göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem, yedinci gazâsı olan Zâtü'r-Rika' gazâsında Ashâbına korku içinde namaz kıldırmıştı.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
BENÎ KURAYZA SEFERİ
Konu
:
Zâtü'r-Rika' Gazâsı
Kayıt No
:
7565
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Mûsâ el-Eş'arî
Rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile biz bir gazâya çıktık. Altı kişilik bir çete idik. Bir devemiz vardı. Nöbetleşe biniyorduk. Artık ayaklarımız delinmişti. Benim de iki ayağım delinmiş, tırnaklarım dökülmüştü. Bunun için ayaklarımızda bez parçası sarıyorduk. Ayaklarımıza bu sûretle bez parçası sardığımız için bu sefere Zâtü'r-Rika' gazâsı denildi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
BENÎ KURAYZA SEFERİ
Konu
:
Cephede namaz;Korku namazı;Zâtü'r-Rika' Gazâsı
Kayıt No
:
7566
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Sehl İbn-i Ebî Hasme
Ravi, müşârün-ileyh Zâtü'r-Rika' günü Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber hazır bulunup korku namazı kılanlardandır- şöyle rivâyet olunmuştur: Askerin bir kısmı Resûlullah ile berâber (namaz için) saf bağlandı. Öbür kısmı da düşman karşısında saf bağladı. Resûlullah kendisiyle berâber bulunanlarla bir rek'at kıldı. Sonra Resûlullah ayakta durdu. Kendisiyle bir rek'at kılanlar kendi başlarına (bir rek'at daha) kılarak (iki rek'atı) tamamladılar. Sonra çekildiler ve düşmanın yüzüne karşı saf bağladılar. Ve (düşman karşısında bulunan) öbür tâife gelip Resûlullah'ın geri kalan bir rek'at namazını onunla birlikte kıldılar. Sonra Resûlullah (Tahiyyatta oturdu. Namazdan çıkmayıp) oturmakta devâm etti. Cemâat de bir rek'at kendi başlarına kılıp tamamladılar. Sonra Resûlullah bunlarla berâber selâm verdi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
BENÎ KURAYZA SEFERİ
Konu
:
Zâtü'r-Rika' Gazâsı
Kayıt No
:
7567
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Câbir b. Abdullâh
Rivâyete göre Câbir (Zâtü'r-Rika' seferinde) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber Necid tarafına gazâya gitmişti. Resûlullah bu gazâdan döndüğü zaman Câbir de onunla berâber dönmüştü. Dönüşte (muz ve sakız ağacı gibi) ulu ağacı çok bir vâdîde Resûlullah -kafileye gün ortası sıcağı irişmekle- istirahat için râhilesinden inmişti. Sefer halkı da ağac altında gölgelenmek üzere meşcere içinde dağılmışlardı. Resûlullah da bir sakız ağacı altına inerek kılıcını o ağaca asmıştı. Câbir der ki: Biraz uyumuştuk ki, Resûlullah'ın bizi çağırdığını işittik ve hemen yanına geldik. Bir de ne görelim Resûlullah'ın yanında (müşriklerden) bedevî bir arab oturuyor. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (bedevînin hâlini anlatarak) buyurdu ki: Şu bedevî arab ben uyurken (gelmiş), kılıcımı alarak kınından çekmiş. Bu sırada hemen uyandım. Kılıç, kınından sıyrılmış olarak bunun elinde idi. Bu halde bana bedevî: - (Şimdi benden korkar mısın? diye sordu. Ben: - Hayır, korkmam! dedim. Bedevî:) - Benim tecâvüzümden şu anda seni kim koruyabilir? dedi. Ben de: - Allah korur! dedim. (Bu sırada Cibrîl bunun göğsüne bir yumruk vurmuştu da kılıç elinden düşmüştü. Bunun üzerine Resûlullah kılıcı eline alarak a'râbîye: - Şimdi seni benden kim kurtarabilir? buyurdu. Bedevî: - Hiçbir kimse kurtaramaz! diye cevab verdi. Resûlullah sonra bize): - Ashâbım, bakıp ibret alınız! Bu vak'anın kahramânı şu oturan bedevîdir! buyurdu. Sonra Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem onu cezâlandırmadı.