Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
CENÂZE BAHSİ
Konu
:
Allâh'a şirk koşmamak;İmanda İhlâs
Kayıt No
:
6589
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Zerr-i Gıfârî
Ebû Zer Hazretleri demiştir ki: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: Bana rabbim tarafından (sefâretle) gelen Cibrîl, (bir kerre daha) gelmiş ve: - Ümmetimden her kim Allâhu Teâlâ'ya hiç bir şey'i (ulûhiyyette ve havass-ı rubûbiyyette) ortak tanımıyarak ölürse, o kimse Cennet'e girer, diye haber verdi, buyurdu. Ben: - (Yâ Resûla'llâh!) O adam zinâ ettiği ve sirkat eylediği halde (yine Cennet'e girer) mi? diye sordum. Resûl-i Ekrem: - (Evet) zinâ ettiği ve sirkat eylediği halde de (Cennet'e girer) diye cevâb verdi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
CENÂZE BAHSİ
Konu
:
Allâh'a şirk koşmamak
Kayıt No
:
6590
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Mes'ûd
İbn-i Mes'ûd Hazretleri, bir kerre Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Allâh'a bir şeyi menend addederek ölen kimse, Cehennem'e dâhil olur" demişti. Ben de dedim ki: Allâh'a hiç bir şeyi menend addetmiyerek ölen kimse Cennet'e dâhil olur.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
CENÂZE BAHSİ
Konu
:
Aksırana duâ etmek;Altın ve gümüş kap kullanmak;Altın yüzük takmak;Cenâzeye gitmek;Dâvete katılmak (icâbet);Hasta ziyâreti;İpekli elbise giymek;Mazlûm
Kayıt No
:
6591
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Berâ' b. Âzib
Berâ' demiştir ki: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem bize yedi şey'i işlememizi emretti. Yedi şeyden de bizi nehyeyledi. Resûl-i Ekrem bize, cenâze arkasında gitmeyi, hastayı ziyâret etmeyi, dâvete icâbet eylemeyi, mazlûme yardımı, yemîni kabûl etmeyi, selâmı karşılamayı, aksırana duâ etmeyi emreyledi. Yine Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem bizi: gümüş kap (kullanmak) dan, altın yüzük (takmak) tan, harîr, dîbâ, kasıy, istebrak (denilen ipekli kumaş isti'mâlin) den de nehyetti.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
CENÂZE BAHSİ
Konu
:
Cenâzeye gitmek;Tezkiye
Kayıt No
:
6592
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü Alâ' b. Hâris
Ümmü Alâ' Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bîat eden kadınlardan idi. Ümmü Alâ' demiştir ki: (Hicret-i Seniyye'de) muhâcirler kur'a ile (Ensâr arasında) taksîm edilmişti. Bizim âilenin sehmine de Osmân İbn-i Maz'ûn düşmüştü. Biz, Osman'ı evimizde konukladık. Fakat Osman (bir müddet sonra) sebeb-i mevti olan bir hastalıkla hastalandı. Vefâtında gasledildi. Kendi elbîsesi ile kefenlendi. Sonra Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem cenâzeye geldi. Ben (cenâzeyi tezkiye ederek): -Ey Ebû Sâib; Cenâb-ı Hak sana rahmet etsin! Senin hakkında bildiğim ve bu cemâate bildirmek istediğim şudur ki: sen, Allâhu Teâlâ'nın (âhiret âleminde) kerem ve inâyetine mazhar olmuş bir zâtsın, dedim. Bunun üzerine Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Allâhu Teâlâ'nın bu ölüye ikrâm ve inâyet buyurduğunu neden biliyorsun?" sûretinde sorgularına cevâben ben de: -Yâ Resûla'llâh, babam, (anam) sana fedâ olsun! Allah, (bu îmanlı, tâatli kuluna ikrâm etmez de) ya kime ikrâm eder? dedim. Bu def'a da Resûl-i Ekrem: -Osman İbn-i Maz'ûn ölmüştür. Ve Allâh'a yemîn ederim ki, ben de bu (mübârek) ölü için hayır ve saâdet umarım. Yine Allâh'a yemîn ederim ki, ben, Allâh'ın bir peygamberi iken bana (ve size yarın) Allah tarafından ne muâmele edileceğini bilemem, buyurdu. Ümmü Alâ' demiştir ki: Vallâhi bundan sonra ben, kimseyi tezkiye etmeğe cesâret edemedim.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
CENÂZE BAHSİ
Konu
:
Kayıt No
:
6593
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Câbir b. Abdullâh
Hazret-i Câbir demiştir ki: Babam (Uhud gazâsında) şehîd edildiğinde ağlayarak üzerinden elbisesini çıkarıyorum da beni ağlamaktan men' ediyorlardı. Halbuki Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem nehyetmiyordu. Halam Fâtıma da ağlamağa başladı. Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem (halamı ta'ziye ve şehîdin yüce mertebesini bildirerek) buyurdu ki: Ey Fâtıme, siz ona ağlasanız da ağlamasanız da siz şehîdi (mağlesinden) kaldırana kadar melekler (onun üzerine toplandılar), kanadlariyle onu gölgelendirdiler.