Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu
:
Cennet hûrileri
Kayıt No
:
7154
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Enes b. Mâlik
Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Cennet hûrilerinden bir kadın yer halkına baksa hiç şüphesiz o, Cennet'le yer arasındaki fezâyı aydınlatır. Ve orayı bir güzel koku doldurur. Yine muhakkaktır ki, o kadının baş örtüsü, dünyâdan ve dünyâdaki her şeyden değerlidir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu
:
Me'ûne Kuyusu şehitleri;Şehitler
Kayıt No
:
7155
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Enes b. Mâlik
Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (bir da'vet üzerine Kur'ân bilenlerden) yetmiş kişiyi Âmir oğullarına ve Süleym oğullarından bâzı soylara (irşad ve din öğretmek için) göndermişti. Bunlar Meûne kuyusuna) vardıklarında dayım (Harâm İbn-i Milhân) arkadaşlarına: - Sizden önce ben (Süleym oğullarına) varayım da eğer onlar bana Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den (aldığımız emri) kendilerine teblîğ edinceye kadar aman verirlerse (ne âlâ), vermezler (de ihânet ederler) se (zâten) siz de (benden uzakta değil) bana yakın bulunuyorsunuz, dedi, ve ilerledi. Süleym oğulları (ibtidâ) dayıma aman verdiler. O da Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den (aldığı emirleri) teblîğ ettiği sırada onlar ansızın aralarından (Âmir İbn-i Tufeyl denilen) bir kimseye işâret ettiler. O da dayımı (arkasından şiddetle) mızraklandı. Bir halde ki, mızrağı göğsünden çıkardı. Bu ölüm darbesi üzerine Harâm (göğsünden fışkıran kanlara ellerini bulayıp yüzüne ve başına sürerek): - Allah büyüktür, Kâ'be'nin sâhibine yemîn ederim ki, ben (şahâdet rütbesi) kazandım, diye haykırdı. Sonra (bu gaddar) Süleym oğulları dayımın geri kalan arkadaşlarına döndüler. Dağa kaçan (Kâ'b İbn-i Zeyd denilen) aksak bir kişiden başka onları da öldürdüler. Şimdi Cibrîl aleyhi's-selâm (bu fâciayı) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e: - Seriyyedeki bütün Ashâbın Rablarına kavuştular. Allah onlardan râzı oldu, onları da mumnûn etti. diye bildirdi. O zamanlar biz, (Cibrîl'in Peygamberimize vâkı' olan) bu (vahyi) ni (Kur'ân olarak): - Biz (şehitler) i (Peygamberimize ve) kavmimize haber veriniz: biz, Rabbimize kavuştuk, O bizden râzı oldu, bizi de hoşnûd etti, diye okurduk. Bir zaman sonra (tilâveti) nesh olundu. Bu (fâcia) nın üzerine Resûlullah, Allah'a ve O'nun Resûlüne isyân eden şu Ri'l, Zekvân, Lihyân oğulları ve Usayye oğulları üzerine kırk sabah (la'netle karışık) dûa etti.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu
:
Kayıt No
:
7156
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Cündeb İbn-i Süfyân
Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bâzı gazâlarda bulunmuştu da parmağı (yaralanıp) kanamıştı. Bunun üzerine Resûlullah: (Parmağım!) Sen yalnız kanayan bir parmak değil misin?!. (Yoksa ne kırıldın, ne düştün). Bu kazâya da (boş değil,) Allah yolunda uğradın! buyurmuştur.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu
:
Şehitler
Kayıt No
:
7157
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Hayâtım elinde (kudretinde) olan Allah'a yemîn ederim ki: Allah yolunda hiç bir kimse yaralanmaz -Allah kendi rızâsı uğrunda yaralanan kişiyi çok iyi bilir ya- ancak o şehid mücâhid, kıyâmet gününde (yaralı hey'etiyle) kanı, kan renginde (cerîhasından akarak), kokusu da misk kokusu (saçarak Arasat meydanına) gelir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu
:
Kahramanlık oyunları (spor)
Kayıt No
:
7158
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Enes b. Mâlik
Gelen rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: amucam Enes İbn-i Nadr radiya'llahu anh Bedir harbinden uzakta bulunmuştu da: yâ Resûla'llah! Müşriklerle muhâbere ettiğin ilk gazâdan uzakta bulundum. Eğer Allah beni müşriklerle harb (meydanı) nda hazır bulundurursa, oynayacağım (kahramanlık) oyunlarını Allah muhakkak (herkese) gösterecektir, demişti. Uhud günü hulûl edip de müslümanlar münhezim olunca İbn-i Nadr: - Yâ Rab! Şunların yâni müslümanların irtikâb ettikleri bozgunculuktan dolayı Sana i'tizâr ederim. Şunların da yâni müşriklerin de (Resûlullah'a karşı) irtikâb ettikleri cinâyetten Sana ilticâ eylerim, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada İbn-i Nadr'a Sa'd İbn-i Muâz rast geldi. Ona da: - Ey Sa'd İbn-i Muâz; Cennet istiyorum!. Ve Nadr'ın Rabbına yemîn ederim ki: ben Cennet'in kokusunu Uhud'da buluyorum, dedi. Sa'd İbn-i Muâz (İbn-i Nadr'ın şehâdet menkabelerini hulâsa ederek Resûl-i Ekrem'e): - Yâ Resûla'llah! (İbn-i Nadr düşmanlara karşı öyle cihad etti ki) ben onun gösterdiği hârikalar (ı tasvîr) e muktedir değilim, dedi. Enes İbn-i Mâlik (Sa'd İbn-i Muâz'ı te'yîd ederek) demiştir ki: biz İbn-i Nadr'ı şehîd olarak bulduğumuzda onun bedeninde kılıç darbesi, mızrak vurması ve okla musâb olarak seksen bu kadar yara bulduk. Müşrikler bu mücâhide (burnunu, kulaklarını ve sâir a'zâsını birer birer kesmek sûretiyle) o kadar işkence etmişlerdi ki, bu (azîz) şehîdi hiç bir kimse tanıyamadı da yalnız kız kardeşi (halam) parmaklarının uciyle tanıyabildi. (Yine) Enes İbn-i Mâlik demiştir ki, zannedersem şu: âyeti sonuna kadar Enes İbn-i Nadr ile benzerleri hakkında nâzil olmuştur. Yine Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: İbn-i Nadr'ın kız kardeşi -ki o, Rübeyyi' adiyle anılır. (Bir kere)- bir kadının ön dişlerini kırmıştı da (onlar diyetini istemişlerdi, İbn-i Nadr da afivleini dilemişti). Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem de kısas ile emretmişti. Bunun üzerine Enes İbn-i Nadr dedi ki: - Yâ Resûla'llah! Seni hak ile (müeyyed) peygamber gönderen Allah'a yemîn ederim, (ve Allah'ın inâyetinden umarak derim ki:) Rübeyyi'in dişi kırılmaz!. Hakîkaten da'vâcılar en sonu diyete râzı olup kısası bıraktılar. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Allah'ın kullarından öyle bir kişi vardır ki, o, Allah'a yemîn etse, muhakkak Allah onun yemînini yerine getiririr, buyurdu.