Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
Konu
:
Hz. Peygamber'in şefâati
Kayıt No
:
8112
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her peygamberin kendisine has müstecab bir du'âsı vardır. Onunla Allah'a du'â edegelmiştir. Fakat ben du'âmı âhirette ümmetime şefâ'at etmek için saklıyorum.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
Konu
:
Hz. Peygamber'in duâları;Seyyidu'l-istiğfar duâsı
Kayıt No
:
8113
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Şeddâd İbn-i Evs
Rivâyete göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Seyyidü'l-istiğfâr (yâni istiğfâr du'âlarının ulusu) Allahu Teâlâ'dan şu yolda mağfiret dilemektir: Allah'ım! Sen Rabbimsin, ibâdete lâyık hiç ilâh yoktur, yalnız Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz Sen'in kulunum ve gücüm yettiği kadar ezelde Sana verdiğim ahd ü va'ad üzere sâbitim. Allah'ım işlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun ni'metini zât-ı ulûhiyetine i'tirâf ederim. Günâhımı da î'tirâf ederim. Binâenaleyh günâhımı Sen yarlığa! Çünkü günah yarlığamak, kimsenin haddi değildir, ancak Sen yarlığarsın! Resûl-i Ekrem buyurur ki: Bu seyyidü'l-istiğfâr du'âsını her kim kalbiyle sevab ve fazîletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o kimse ehl-i Cennet câmiasındandır. Her kim de sevam ve fazîletine inanarak gece okur da sabah olmazdan önce ölürse, o kimse de ehl-i Cennet zümresindendir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
Konu
:
Tevbe-İstiğfar
Kayıt No
:
8114
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in: "Vallahi ben Allah'a günde yetmiş def'adan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
Konu
:
Tevbe-İstiğfar
Kayıt No
:
8115
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Mes'ûd
(Tâbi'î büyüklerinden Hâris İbn-i Süveyd) iki hadîs rivâyet etmiştir. Bunun birisi Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'den, öbürüsü İbn-i Mes'ûd (şahsî bir mütâlea olarak) der ki: Mü'min kişi (irfan nûriyle) günahlarını (hayâlinde büyüterek) şöyle görür: Gûyâ o mü'min bir dağın eteğinde oturuyor ve dağın üzerine çökmesinden Korkuyor. Fâcir kişi de günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi sanır. Râvî (İbn-i Şihâb) der ki: Bu hadîsi bana şeyhin eli burnunun üstünde olarak rivâyet etti. Sonra İbn-i Mes'ûd (Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem'den rivâyet ederek) der ki: Allah kulunun tevbesinden şu kişinin ferâhından çok ferahlanır ki (seferber bir halde olan) bu kişi, yanında devesi, üstünde suyu, azığı olduğun halde varıp sahrâda korkunç bir yere inmiş, başını yere koyarak hafif bir uyku uyumuştu. Uyanınca devesinin başını alıp gittiğini anladı. (Adamcağız devesini aramağa çıktı). Harâret, susuzluk, yâhut Allah'ın dilediği ıztırab adamcağızın üzerinde şiddetle icrâ-yı te'sîr edince (kendi kendisine) eski yerime olsun döneyim, diye dönüp geldi. Az bir uyku kestirip sonra başını kaldırınca devesini yanında buldu.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'D-DA'AVÂT
Konu
:
Hz. Peygamber'in duâları;Yataktan kalkınca okunacak duâ;Yatarken okunacak duâ
Kayıt No
:
8116
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Hüzeyfe İbni'l-Yemân
Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağının altına kordu. Ve: "Bismike'llahümme emûtü ve ahyâ' = Allah'ım! Sen'in adını anarak ölürüm ve dirilirim (uyurum, uyanırım)" der idi. Uykudan kalkınca da: "El-Hamdü li'llâhi'llezî ahyânâ ba'de mâ emâtenâ ve ileyhi'n-nüşûr = O Allah'a hamd ederim ki beni öldükten sonra dirilten O'dur. Öldükten sonra (ba's için) dirilmemiş de (böylece) O'na âitdir".