Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'L-EYMÂN
Konu
:
Emâret;İdarecilik (emâret);Mevkı hırsı;Yemin keffâreti
Kayıt No
:
8039
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdürrahmân İbn-i Semüre
Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem bana bir kere şöyle öğüd verdi: Ey Abdurrahmân İbn-i Semüre! Sakın Emir olmak isteme, (kimseden riyâset talebinde bulunma). Eğer sen isteyerek sana emâret ve riyâset verilirse istediğin şey ile (yalnız) bırakılırsın (Allah'ın inâyetine mazhar olmazsın). Eğer emâret ve riyâset, sen istemeden tevcîh olunursa (Allah tarafından) yardım olunursun, (güzel idâre edersin). Bir de, ey Abdürrahmân! Sen bir şeye yemîn edib de başkasını ondan daha hayırlı gördüğünde yemîninden keffâret verib o hayırlı olan işi işle.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'L-EYMÂN
Konu
:
Yemin keffâreti
Kayıt No
:
8040
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Rivâyete göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem: (Biz Müslümanlar dünyâdaki ümmetlerin) sonuyuz, kıyâmet gününde önüyüz, buyurmuştur: Vallahi, sizin biriniz âilesi aleyhinde (yemîn edib de) yemîninde inad ve isrâr etmesi (yemînini bozub) Allah'ın farz kıldığı keffâreti vermesinden günahkârdır.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'L-EYMÂN
Konu
:
Hz. Peygamber'i sevmek
Kayıt No
:
8041
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullah İbn-i Hişâm
Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz bir kere Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunuyorduk. Resûlu'llah, Ömer'in elini tutmuştu. Ömer: - "Yâ Resûla'llah! Sen bana muhakkak ki her şeyden çok sevimlisin, ancak canımdan değil" dedi. Resûl-i Ekrem: - "Hayır (öyle söyleme) hayâtım yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, ben sana hayâtından daha sevimli olmadıkça (îmânın kemâle ermez)" buyurdu. Bunun üzerine Ömer: - "Öyle ise, şu anda yâ Resûla'llah! Muhakkak ki, Sen canımdan da sevimlisin" dedi. Resûl-i Ekrem de: - "Şimdi yâ Ömer! Îmânın kemâle erdi!" buyurdu.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'L-EYMÂN
Konu
:
Fakirin hakkını vermeyen zenginler
Kayıt No
:
8042
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Zerr-i Gıfârî
Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem'in huzûruna vardım, o sırada Hazret-i Resûlu'llah Kâ'be'nin gölgesinde: - Kâ'be'nin Rabbi'ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsranda (ve ziyanda) dırlar, Kâ'be'nin Rabbi'ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsrandadırlar, buyuruyordu. Ben (Kendi kendime): "Hâlim, şânım nedir ki, acabâ Resûlu'llah bende hüsrânı mûcıb (uygunsuz) bir şey mi gördü; benim hal ve şânım ne olabilir ki?" diyordum. Resûlu'llah bu sözü (tekrarlayıb) söylerken ben de yanına oturdum. Susmağa da muktedir olamayıb Allah'ın irâdesi beni kaplayarak: - Yâ Resûla'llah! Babam ve anam sana kurban olsun. Bu hüsranda (ve büyük ziyanda) olanlar kimlerdir? Diye sordum. Resûl-i Ekrem: - Dünyâlığı çok olan (zengin) lerdir. Fakat bunlardan (malının zekâtını) şöyle (önündeki), şöyle (sağındaki), şöyle (solundaki) fakirlere verenler müstesnâ, buyurdu.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'L-EYMÂN
Konu
:
Çocuğu kendinden önce ölenler
Kayıt No
:
8043
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Müslümanlardan üç çocuğu ölen bir kişiye Cehennem ateşi isâbet etmez; meğer ki Allah'ın andı yerini bulacak kadar ola, (bu sûrette hafif isâbet eder).