Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBU'S-SALÂT
Konu
:
İsrâ ve Mi'rac;Mi'râc;Namazın farz oluşu
Kayıt No
:
6199
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Enes b. Mâlik
Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'in (kıssa-i Mi'râc'ı) bervech-i âtî haber verdiklerini Ebû Zer radiya'llâhu anh söylerdi: Ben, Mekke'de iken evimin sakfı (ansızın) yarıldı. Cibrîl alleyhi's-selâm indi. Göğsümü yardıktan sonra (içini) Zemzem suyu ile yıkadı. Sonra hikmet ve îmân ile (lebâlep) dolu altın bir liğen getirip içindekini göğsümün içine boşalttı ve göğsümü kapa(yıp üzerini mühürle)di. Sonra elimden tutup beni semâya doğru çıkardı. Semâ-i dünyâya (yâni yere en yakın semâya) vardığımda Cibrîl aleyhi's-selâm (O) semânın hâzinine: - Aç! dedi. - Kimdir o? - Cibrîl. - Berâberinde kimse var mı? - Muhammed salla'llâhu aleyhi ve sellem benimle berâberdir. - Ona (gelsin diye) haber gönderildi mi? - Evet, dedi. Kapı açılınca semâ-i dünyânın üstüne çıktık. Bir de göreyim ki bir kimse oturmuş, sağ tarafında bir takım karartılar, sol tarafında da diğer karaltılar var. (O kimse) sağ tarafına baktığında gülüyor, sol tarafına baktığında ağlıyor. (O zât): "Hoş geldin, safâ geldin Nebiyy-i sâlih; hoş geldin, safâ geldin, sâlih oğlum." dedi. Cibrîl'e "Bu kim?" diye sordum. "Âdem salla'llâhu aleyhi ve sellem'dir. Sağında, solunda olan bu karaltılar da evlâdının ruhlarıdır. Sağında onları ehl-i Cennet, sol tarafında olan karaltılar da ehl-i nârdır. Sağına bakınca güler, sol tarafına bakınca ağlar." dedi. Derken (Cibrîl) beni ikinci semâya doğru çıkardı. Hâzini'ne: "Aç." dedi. Hâzini de evvelkinin söylediklerini söyledikten sonra (kapıyı) açtı. Enes (radiya'llâhu anh) der ki: Ebû Zer, Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in semâvâtda Âdem, İdris, Mûsâ, İsâ, İbrâhîm salâvâtu'llâhi aleyhim hazârâtını bulduklarını söylediyse de (her birerlerinin) menziller(i nereleri olduğu)nu (ayrı ayrı) söylemeyip yalnızca Âdem'i semâ-i dünyâda, İbrâhîm'in altınca semâda bulmuş olduklarını söyledi. (Yine) Enes der ki: Cibrîl aleyhi's-selâm, Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte İdrîs aleyhi's-salâtü ve's-selâm'a uğradıklarında, İdrîs aleyhi's-selâm: "Hoş geldin, safâ geldin Nebiyy-i sâlih. Hoş geldin, safâ geldin sâlih kardeş." demiş. (Nebî aleyhi's-salâtü ve's-selâm buyurmuş ki:) "Bu kim?" diye sordum. (Cibrîl:) "Bu, İdrîs'dir." dedi. Sonra Mûsâ'ya uğradım. (O da:) "Hoş geldin, safâ geldin Nebiyy-i sâlih. Hoş geldin, safâ geldin sâlih kardeş." dedi. "Bu kim?" diye sordum. (Cibrîl:) "Bu Mûsâ'dır" dedi. Sonra İsâ'ya uğradım. (O da:) "Hoş geldin, safâ geldin sâlih kardeş. Hoş geldin, safâ geldin Nebiyy-i sâlih." dedi. "Bu kim?" dedim. (Cibrîl:) "Bu, İsâ'dır." dedi. Sonra İbrâhim'e uğradım. "Hoş geldin, safâ geldin Nebiyy-i sâlih. Hoş geldin, safâ geldin sâlih oğlum." dedi. "Bu kim?" dedim. (Cibrîl:) "Bu, İbrâhim salla'llâhu aleyhi ve sellem'dir." dedi. (Muhammed b. Şihâb-ı Zürhî'nin İbn-i Hazm tarîkından rivâyetine nazaran) İbn-i Abbâs ile Ebû Habbe el-Ensârî radiya'llâhu anhüm, Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in: "Sonra (Cibrîl aleyhi's-selâm) beni yukarıya götüre götüre nihâyet aklâm (kazâ ve takdîr)in cızırtılarını duyacak yüksek bir yere çıktım." buyurduklarını söylerlerdi. Yine İbn-i Hazm ile Enes b. Mâlik radiya'llâhu anh şöyle demişler: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (O zaman) Allâhu Azze ve Celle Hazretleri ümmetime elli namaz farz etti. Bu (teklîf-i) farziyyeti yüklenerek döndüm. Derken Mûsâ salla'llâhu aleyhi ve sellem'e rast geldim. "Allah (Tebârek ve Tekaddes Hazretleri) ümmetine neyi farz etti?" diye sordu. "Elli namaz farz etti." dedim. "Rabbine dön (de şefâat et,) zîrâ ümmetin buna tâkat getiremez." dedi. Mürâcaat ettim. (Allâhu Teâla) şartını indirdi. Ben de Mûsâ'nın yanına dönüp: "Şartını indirdi." dedim. (O, yine:) "Rabbine mürâcaat et. Zîrâ ümmetin tâkat getiremez." dedi. (Bir daha) mürâcaat ettim. (Allâhu Teâlâ kalanın da) şartını indirdi. Mûsâ aleyhi's-selâm'ın yanına yine döndüm. (O, yine:) "Rabbine dön. Zîrâ ümmetin buna tâkat getiremez." dedi. (Bir daha) mürâcaat ettim. (Allâhu Tebâreke ve Teâlâ:) "Onlar beştir. Yine onlar ellidir. Benim nezdimde (hükm-i) kazâ tebdîl olunamaz." buyurdu. Mûsâ'nın yanına döndüm. (O, yine:) "Rabbine dön." dedi. Ben de: "(Artık) Rabbimden utanır oldum." dedim. Sonra (Cibrîl) tâ Sidretü'l-müntehâ'ya birlikte varıncaya kadar beni götürdü. Sidre'ye öyle (acîb ve garîb) elvân kaplamıştı ki onlar nedir? bilemem. Sonra Cennet'(in için)e idhâl edildim ki içinde birçok inci habâili vardı. Toprağı da misk (râyihalı) idi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBU'S-SALÂT
Konu
:
Namazın farz oluşu;Namazların rekât sayısı
Kayıt No
:
6200
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Şöyle demiştir: Allâhu Teâlâ (ve Tekaddes Hazretleri) namazı farz ettiği zaman seferde de, hazarda da, (Akşam namazından başka namazları) ikişer rek'at olarak farz etmişti. (Hicret-i Nebeviyyeden) sonra sefer namazları oldukları gibi bırakıldı da hazar namazlarına (ikişer rek'at) ziyâde edildi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBU'S-SALÂT
Konu
:
Kayıt No
:
6201
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ömer b. el-Hattâb
Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Hazretleri (bir def'a) iki ucunu çaprastvârî bağladıkları sevb-i vâhit içinde namaz kıldılardı.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBU'S-SALÂT
Konu
:
Duha namazı (kuşluk namazı);Kuşluk namazı
Kayıt No
:
6202
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü Hânî-i bint-i Ebî Tâlib
Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yevm-i fetihde namaz kıldıklarını nakleder ki, bu (yukarıda) geçmişti. Bu rivâyette de şöyle diyor: Resûl-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem sevb-i vâhid içinde mültehif (yâni sırtındaki libâsı çaprastvârî bağlamış) oldukları halde sekiz rek'at kıldılar. Namazdan çıktıkları zaman: "Yâ Resûlâ'llâh, anamın oğlu benim ahd ve eman verdiğim fülânı, İbn-i Hübeyre'yi katledeceğini söylüyor." dedim. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Yâ Ümmü Hânî', senin ahd ve emân verdiğine biz de ahd ve emân verdik." buyurdular. O kıldıkları namaz Duhâ namazı idi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBU'S-SALÂT
Konu
:
Kayıt No
:
6203
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Rivâyet olunduğuna göre (bir gün) biri Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e sevb-i vâhid içinde namaz(ın sıhhatin)den suâl etmiş. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem de: "Her birinizin ikişer sevbi var mı ki?" buyurmuş.