Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu
:
Namaz kılmak;Tevhîde dâvet;Zekâtın farziyeti
Kayıt No
:
6658
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Abbâs
Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem Muâz (İbn-i Cebel) i Yemen'e (vâli ve kadı) gönderirken şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Ey Muâz! Yemenlileri (ibtidâ) Allah'tan başka ibâdete lâyık bir Tanrı olmadığını ve benim de Allâh'ın Peygamberi olduğumu bilmeğe ve tanımağa da'vet et! Eğer bu iki şehâdeti kabûl ederlerse bu defa onlara her gece ve gündüz üzerlerine beş vakıt namaz farz kılındığını öğret. Eğer namazın vücûbunu (namaz kılarak) i'tirâf ederlerse, bu defa da onlara bildir ki, Allah, kendilerine mallarında zekât farz kılmıştır. Bu zekât, zenginlerinden alınır ve onların fakirlerine verilir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu
:
Allâh'a şirk koşmamak;Bilmediğini sormak;Namaz kılmak;Sıla-i Rahm;Zekât
Kayıt No
:
6659
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Eyyûb-i Ensârî
Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir kimse Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e: Yâ Resûla'llâh! (Kendisi ile amel edince) beni Cennet'e koyacak mûteber bir ibâdet haber verseniz, diye bir niyaz ve temennîde bulunmuştu. Mecliste bulunanlardan birisi: - Buna ne oluyor ki, ne dileği var ki? diye istifsâr etmesi üzerine Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Bu bir gûnâ hâcet sâhibidir, nesi olacak, buyurup sâile karşı: - Allâh'ı tevhîd edersin ve Allâh'a ibâdette hiç bir şeyi şerik kılmazsın, namaz kılar, zekât verir, sıla-i rahm edersin, diye cevab verdi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu
:
Allâh'a ibâdet;Allâh'a şirk koşmamak;Nâfile ibâdet;Namaz kılmak;Oruç
Kayıt No
:
6660
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
(Bir gün) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir A'râbî geldi. Ve: - Yâ Resûla'llâh, beni bir ibâdete delâlet buyursanız ki, ben onu işleyince Cennet'e girebileyim, demişti. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Allâh'a ibâdet edersin, ve Allâh'a hiç bir şeyi şerik kılmazsın, farz olan namazı kılar, farz olan zekâtı verir ve Ramazan orucunu tutarsın! buyurdu. A'râbî (kemâl-i safvetle): - Hayâtım yed-i kudretinde olan Allâh'a yemîn ederim ki ben, sizden işittiğim bu ibâdetler üzerine hiç bir ibâdet ziyâde etmem, deyip de müteâkıben dönüp gidince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Kim ki, ehl-i Cennet'ten bir nâsıye görüp mesrûr olmak isterse, şu temiz sîmâya baksın!, buyurdu.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu
:
Allah düşmanları ile savaş;Dâvete katılmak (icâbet);İrtidat edenler
Kayıt No
:
6661
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in vefâtı üzerine Ebû Bekr (-i Sıddîk halîfe) olup (kabâil-i) Arabdan irtidâd edenler küfr(-i sâbıklarına avdet) ettiklerinde (ordu sevkine teşebbüs etmişti.) Ömer: - Ey Halîfe-i müslimîn! Bunlara karşı nasıl harb açarsınız? Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Biz müslümanlar, Lâ ilâhe illa'llâh diyene kadar ehl-i şirk ile mukâteleye me'mûruz, kim ki bu şehâdet kelimesini söylerse hakk-ı şer'îsine tevfîkan benden malını ve canını muhâfaza etmiş olur (gizli) küfür ve ma'sıyetin hesâbı Allâh'a âiddir" demişti. Hazret-i Halîfe cevâben: - Va'llâhi her kim namazla zekâtı tefrîk ederse, bu gürûh ile harb ederim. Çünkü zekât mâlî bir haktır (namaz bedenî bir vazîfe olduğu gibi). Allâh'a yemîn ederim ki, bunlar, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir dişi oğlağı benden esirgerlerse bundan dolayı muhakkak onların boynunu vururum, buyurdu. Bunun üzerine Ömer: - Vallâhi bildim ki mürtecîlerin katli hakkındaki Halîfenin bu hükmü, Cenâb-ı Hakk'ın Ebû Bekr'in gönlünde yarattığı genişliğin eseridir. Bu sâyede mukâtelenin hak olduğunu öğrendim, diye Hazret-i Sıddîk'ı tasdîk eyledi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu
:
Zekâtı verilmeyen mallar
Kayıt No
:
6662
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir: Sâhibi tarafından zekât hakkı verilmiyen deve, (Kıyâmet gününde) besili ve en güçlü kuvvetli hâli ile gelerek sâhibine musallat olup tabanlariyle onu çiğner. Zekâtı verilmiyen davar da gâyet semiz ve kuvvetli hâli ile gelerek sâhibine musallat olup tırnaklariyle onu çiğner, boynuzlariyle de vurur. Resûl-i Ekrem (devam edip) buyurdu ki: bu hayvanların haklarından birisi de su başında (sütlerinin) sağılması, (fakir ve ebnâ-i sebîle tasadduk edilmesi)dir. Resûli Ekrem (yine devam edip) buyurdu ki: Sakın sizden hiç biriniz kıyâmet gününde omuzuna zekâtını vermediği koyununu yüklenip avaz avaz bağırtarak ve: Yâ Muhammed! diye (istimdâd ede) rek (bana) gelmesin! Ben ona: Hükmü ilâhîden senin için bir zerresini tahfîfe mâlik ve muktedir değilim. Sana (dünyâda) hükm-i ilâhîyi tebliğ ettim, diye cevab veririm. Yine sizden hiç biriniz omuzunda zekâtını vermediği devesi yüklü bağıra, bağıra ve Yâ Muhammed! diye (istimdâd ede) rek (bana) gelmesin!. Ben buna da: Hükm-i ilâhîden bir zerresini senin için tahfîfe me'zun değilim. Sana (dünyâda) hükm-i ilâhîyi teblîğ ettim, diye cevab veririm.