Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KÜSÛF BAHSİ
Konu
:
Güneş tutulması ve namazı;Güneş ve ay Allâh'ın âyetleridir
Kayıt No
:
6519
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Bekre Nufey' b. Hâris
Şöyle demiştir: (Bir def'a) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in yanında idik. (Derken) güneş tutuldu. Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (acele ile ve) ridâ-yı şerîfini ardından sürükleye sürükleye (kalkıp yürüdü) ve (Mescid-i Saâdet'e) girdi. Biz de girdik. Güneş zulmetten sıyrılıncaya kadar (orada) bize iki rek'at (namaz) kıldırdı. Sonra: "Güneş ile ay hiçbir kimsenin mevtinden dolayı münkesif olmaz. (Bunların böyle münkesif olduklarını) gördüğünüzde başınıza gelen bu hâl zâil oluncaya kadar (hemen) namaza durup duâya koyulunuz" buyurdu. Yine Ebû Bekre radiya'llâhu anh'den gelen bir rivâyete nazaran: "Lâkin Allâhu Teâlâ bu iki âyet ile kullarını tahvîf (etmeği murad) eder." buyurulmuştur. Küsûf hadîsi Buhârî'de çok tekerrür etmiştir. Nitekim Mugîre İbn-i Şu'be radiya'llâhu anh'den gelen bir rivâyette şöyle denilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in zamânında (necl-i mükerremleri) İbrâhîm (salevâtu'llâhi ve teslîmâtühû aleyhi ve alâ ebîhi) vefât ettiği gün güneş tutuldu. Halk: "Güneş İbrâhim'in mevtinden dolayı tutuldu" dediler. Bunun üzerine salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Güneş ile ay hiçbir kimsenin ne mevtinden, ne hayâtından dolayı tutulmazlar" (Bunu) görünce (hemen) namaza durup Allâh'a duâya koyulun" dedi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KÜSÛF BAHSİ
Konu
:
Güneş tutulması ve namazı;Güneş ve ay Allâh'ın âyetleridir
Kayıt No
:
6520
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in zamân (-ı saâdet-nişân) ında (bir def'a) güneş tutuldu idi. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem halka namaz kıldırdı. (Şöyle ki) namaza durdu ve kıyâmı uzattı sonra rükû' buyurdu ve rükûu uzattı sonra (rükû'dan) kalktı ve ve kıyâmı (yine) uzattı ise de bu (ikinci) kıyâmı evvelki kıyamdan az (sürmüş) idi sonra (yine) rükûa varıp rükûu uzattı ise de bu (ikinci) rükûu evvelki rükûudan kısarak idi sonra secdeye varıp sücûdu uzattı sonra ikinci rek'atta da ilk rek'atta yaptığı gibi yaptı sonra güneş açılmış olduğu halde namazdan çıktı. (Ondan sonra hazır olan) nâsa karşı hutbe îrâd buyurdu. (Bu hutbede) Allâhu Teâlâ'ya hamd ü senâ ettikten sonra. "Şüphe etmeyiniz ki, şems ile kamer Allâh'ın âyetlerinden iki râyettir. (Bunlar) hiçbir kimsenin ne mevti, ne de hayâtı için münhasif olmazlar. Bunu (yâni bunlardan birinin inhisâfını) gördüğünüzde (hemen) Allâh'a duâya koyulun, tekbîr alın, namaz kılın, sadaka verin" buyurdu. Sonra da buyurdu ki: Ey ümmet-i Muhammed, Allâh'a kasem olsun ki kulunun veya câriyesinin zinâ edişinden dolayı Allâhu Teâlâ kadar kıskanç olan hiçbir kimse yoktu. Allâh'a kasem olsun ki, benim bildiğimi bilseniz az güler, çok ağlardınız.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KÜSÛF BAHSİ
Konu
:
Güneş tutulması ve namazı
Kayıt No
:
6521
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Amr b. Âs
Şöyle demiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in ahd(-i saâdetler) inde gün tutulduğunda ... diye nidâ edildi.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KÜSÛF BAHSİ
Konu
:
Kabir azâbındar Allah'a sığınmak
Kayıt No
:
6522
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Bir Yahûdi karısı tese'ül etmek üzere (nezdine) gelip ona: "Allah(u Teâlâ) seni kabir azâbından korusun (diyerek duâ etmiş) bunun üzerine Âişe (radiya'llâhu anhâ) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e: "İnsanlar kabirlerinde azâba giriftâr edilirler mi?" diye sormuş. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem de: "Ondan (yâni kabir azâbından) Allâh'a sığınırım" buyurmuş. Ümmü'l-mü'minîn bundan sonra küsûf hadîsini zikredip sonunda da: "Sonra (Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem) kabir azâbından sığınmaya Ashâbına fermân buyurdu" demiştir.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
KÜSÛF BAHSİ
Konu
:
Cehennem azâbı;Cennet nîmetleri;Güneş tutulması ve namazı;Kadınlar;Nankörlük
Kayıt No
:
6523
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Abbâs
(da) küsûf bahsini uzun uzadıya zikrettiği rivâyet olunmuştur. (Müşârün-ileyh bu hadîste küsûf namazını ta'rîf ettikten) sonra şöyle demiştir: ...dediler ki: Yâ Resûlâ'llâh, (namaz içinde) durduğun yerden (görmediğimiz) bir şeye elinle uzandığını gördük sonra (yine namaz içinde irkilip geri geri geldiğini) gördük. Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem: "(Evet) ben cenneti gördüm ve bir (üzüm) salkımına elimle uzandım. Eğer o salkımı ben ele geçirebilseydim dünyâ bâkî kaldıkça ondan yerdiniz (de tükenmezdi). Âteş (-i cahîm) i de gördüm (lâkin) ömrümde bugün gördüğüm kadar çirkin, berbat hiçbir manzara görmemiştim. Cehennem'in ekser ahâlîsini de kadınlar olarak gördüm" buyurdu. "Yâ Resûla'llâ, ne sebeble (kadınlar buna müstahak oluyorlar?)" diye sordular. (Cevâben:) "Küfürleri sebebiyle" buyurdu. "Allâh'a îmân mı etmiyorlar?" (diye tekrar sordular). "Kocalarına karşı (küfrân-ı ni'met) ederler. İyiliğe karşı (küfrân-ı ni'met) ederler. (İçlerinden) birine dünyâ dünyâ oldukça iyilik etsen de sonra senden (marzîsine muhâlif ufacık) bir şey görse (hemen) senden hiçbir hayır görmedim ki der" buyurdu.