Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
Konu
:
Hz. Hatice'nin fazîleti
Kayıt No
:
7508
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in kadınlarından ihçbirisi hakkında ben; Hadîce'ye karşı kıskançlığım derecesinde kıskanç değildim. Halbuki ben Hadîce'yi (Resûlullah almazdan önce vefât etmişti). Fakat Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem, onu (yanımda) çok anardı. Çok def'a koyun keserdi sonra da etini, budunu parçalardı. Daha sonra Hadîce'nin sâdık (kadın) dostlarına gönderirdi. Bâzı def'a ben, (sabırsızlanarak) Resûlullah'a: - Sanki yeryüzünde hiç kadın yok da yalnız Hadîce mi var! diye ta'rîz ederdim; Resûlullah da: - Hadîce (şöyle) idi, Hadîce (böyle) idi (diye mahâsinini sayar) ve ondan çocuklarım var! buyururdu.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
Konu
:
Hz. Hatice'nin fazîleti
Kayıt No
:
7509
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ebû Hüreyre
"Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Hırâ' dağında iken) yanına Cibrîl gelmiş de şöyle demiştir" dediği rivâyet olunmuştur: Yâ Resûla'llah! İşte şu Hadîce'dir; sana doğru geliyor. Yanında bir kap var; içinde katık, yâhut taâm, yâhut şerbet var. Hadîce sana geldiğinde ona, Rabb'inden ve benden selâm söyle! Ve Cennet'te inciden yapılmış bir sarayla da müjdele ki, onun içinde (Hadîce'nin hoşlandığı gibi) gürültü, patırdı yok ve çalışmak, çablamak da yok!
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
Konu
:
Hz. Hatice'nin fazîleti
Kayıt No
:
7510
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Rivâyete göre şöyle demiştir: Bir kere Hadîce'nin hemşîresi Hâle Bint-i Huveylid (Medîne'ye gelip) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in huzûruna girmek için izin dilemişti. Resûlullah (iki hemşîrenin seslerindek benzeyişle) Hadîce'nin (vaktiyle) istîzânını hatırlayarak hâl-i tegayyür etti ve: Allah'ım, istîzân edeni Hâle kıl! diye duâ etti. Âişe der ki: Artık kıskandım da (Hadîce'yi kasdederek): - Yâ Resûla'llah! (İhtiyarlıktan) ağzının (dişlerini dökülüp) iki tarafında diş etlerinin kızartısından başka bir beyazlık kalmıyan ve zamânın (tekallübâtı) içinde ölen ihtiyar Kureyş kadınlarından bir kocakarının nesini anarsın?. Allah onun yerine sana, ondan daha hayırlısını vermiştir! diye Resûlullah'ı karşıladım.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
Konu
:
Kayıt No
:
7511
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Rivâyete göre şöyle demiştir: Utbe İbn-i Rabîa kızı Hind, bir kere Resûlullah'ın huzûruna gelerek: - Yâ Resûla'llah! Vaktiyle yeryüzünde ev, bark sâhibi âilelerden hiçbir âile yoktu ki, onların zelîl olmaları, senin hânedânının zelîl olmasından bana daha sevgili olsun! Sonra bugün yeryüzünde hiçbir âile de yoktur ki, onların azîz olmaları, senin hânedânının izzet ve saâdeti derecesinde bana sevimli olsun! dedi. Resûlullah da Hind'e: - Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, ben de sana nisbetle senin gibiyim! diye cevab verdi. Hadîsin geri kalan kısmı ise yukarıda geçti.
Kitap
:
Buhari
Bölüm
:
RESÛL-İ EKREM'İN HAZRET-İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
Konu
:
Kayıt No
:
7512
Kaynak
:
Ravi (r.a.)
:
Abdullâh b. Ömer
Rivâyete göre bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (nübüvvet ve) vahiy gelmezden önce Beldah vâdîsinin alt tarafında Zeyd İbn-i Amr İbn-i Nüfeyl ile buluşmuştu. Bu sırada Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e (Kureyş tarafından) bir sofra ve bir mikdar yemek takdîm olundu. (Resûlullah yemedi; Zeyd'e takdîm ettim) Zeyd de yemekten çekindi. Sonra Zeyd (Kureyş'e karşı): Ben, sizin ansâbınız nâmına kestiğiniz hayvanların etinden yemem, ben, yalnız üzerine Allah'ın adı anılarak kesilen hayvan etini yerim! dedi. (Abdullah İbn-i Ömer rivâyetine devamla der ki:) Muhakkak ki Zeyd İbn-i Amr, Kureyş'e karşı bu yoldaki zebîhalarını ayıplardı da bu âdetlerini reddederek ve nazarlarında büyütüp canlandırarak: - Ey Kureyş! Koyun bir mahlûktur ki, onu Allah yaratmıştır ve istifâdesi için gökten yağmur yağdırmıştır. Yerden de gıdâsını bitirmiştir. Sonra siz (Allah'ın yarattığı, besleyip büyüttüğü) bu hayvanı, Allah adının başkası bir ad anarak kesiyorsunuz? (Bu, akla, insâfa muvâfık mıdır?) derdi.